Farklı bilgiler görüşler ve her konuda farkındalık üzerine araştırmalar yaparken dini reddeden ateistler üzerine bir yazıya ve onun akabinde yapılan bir yoruma denk geldim ve bu yorumun bu konu dışında da değerlendirilebileceğini düşünerek sizlerle paylaşmaya karar verdim söylediklerinde haklılık payı var bence siz ne dersiniz bilemem ama yazı şu şekilde;

Alıntı

“İşin aslı çok basit. Diğerleri ile sadece yanılgıya düşersiniz. Hikaye Allah’ın “nefs” i yaratması ile başlıyor. Tabi ki Allah insan için önce parçalar yaratıyor. Sonra da onları test ediyor. Aynen bizim yaptığımız gibi. Bu çok doğal. Bu nefs denen mahluk oldukça bencildir. Başkasını tanımaz, sadece odur. Allah nefs’e soruyor: “Ben kimim sen kimsin?” O da cevap veriyor. “Sen sensin ben de benim”. Aslında nefs denen şey insanın dünyevi ihtiyaçlarının karşılanmasının sağlanması amacı ile yaratılıyor. Ki kendisi için en iyisini istesin. Allah “nefs” i terbiye etmek için bir çok ceza yöntemi uyguluyor. (Bu cezanın bir mantığı var. Boşuna olandan kaçınmak. “Sen benim rabbimsin ben de senin kulunum” demek zor geliyor nefse. Ama bu boş bir çaba sadece ve anlamı da yok. Allah’ da (c.c) boşa olanı sevmiyor). İçlerinden yalnızca açlık onun üstesinden gelebiliyor ve nefs sonunda diyor ki “sen benim rabbimsin ben de senin kulunum (bir anlamda kölenim)”. İşte işin aslı bu. Dünyada nereye bakarsanız bakın bunun dışında bir şey göremezsiniz. Bazı insanlar bazı kereler nefslerini yenebiliyorlar. Ve ortaya güzel şeyler çıkıyor. Aslında inancın temeli nefsi yenmek üzere kuruludur. Mesela kazancını paylaşmak herkese zor gelir. Derler ki “o da çalışsın”. İşin aslında nefs ve yardımcısı şeytan ile savaş vardır. Kötülüklerin karşısına dikilmek vardır. Dinin yasakladığı ne varsa insana zarar vermiştir. Önemsemezsiniz. “Sigara içme” deriz örneğin. Zararlarını bilirsiniz, mutlaka haiz olmuşsunuzdur ama onun verdiği hazdan ayrılmak istemezsiniz ve vücudunuza onunla zulüm edersiniz. Bile bile yaparsınız bunu. İnkar etmenin ne lüzumu var. Bahane de hazırdır ya “bıraktırmıyor meret”. Bu sadece bir örnek. En günceli ve her zaman taze olduğu için çarpıcı bir örnek. Biraz zihinleri de bulandırır bu örnekler. “Bırakın bari sigaramıza dokunmayın” gibisinden. İşte basitçene bencilane bir tavırdır. Yanındaki adam ve bayan ya da çocuk her kim varsa onların sağlığını önemsemeden yumulursunuz. Bir de siz anlayış beklersiniz. Kendinize verdiğiniz zarar yetmiyormuş gibi başkalarına da zarar vermekten çekinmezsiniz. Sonra da kalkar insanlıktan bahsedersiniz. İnsan önce özünde ne olduğunu bilmeli. Önce bileşenlerinin ne olduğuna bakmalı. Diğer tüm konular bu sigara benzeridir. Örneğin oyunlar. Çok basit bir şeydir. Sürekli oyunlar var şimdi internette. Yıllarca devam ediyor. Ne uğruna biliyor musunuz. “Ben benim” uğruna. Yani kendini kanıtlama uğruna. Halbuki buna ihtiyaç hissettikçe mutsuzluğu artar insanın. Çünkü hiç kimse senden daha kötü değildir. Ve çileden çıkarsın küfrün bini bir paraya gider. Sandalyeleri klavyeleri, mousları tartaklarsın. Basitçe örnekler bunlar. Halbuki oynadığın o oyunlar boşa geçen zamandan başka hiçbir şey değildir. Bir karakterin vardır ve sürekli onu yükseltirsin. Ama gerçekte hiç bir işe yaramazlar (bazıları parayla satıyor bu karakterleri onlar için kazanç iken diğerleri için kayıp oluyor). Aslında madem ki öyle arkadaş gerçek hayatı da bir oyun kabul et ve kendi özelliklerini yükseltmeye çalış. Eğer yeterince iyi çalışırsan sonunda ödül alacaksın. Şu kız meselesini de çok abartıyorsunuz. Bir eğlence yerine giderken “güzel kızlar var mı lan” diye sormayanınıza erkek diyorlar mı? Hanginizin hoşuna gitmiyor güzel kızlar arasında olmak. Bir tane olmasıyla yüz tane olması arasında ne fark var? Yapacağınız şeyin mahiyeti mi değişiyor? Alan memnun veren memnun olacak. Sıkıntı bu dünyadaki yaşadığınız kavram kargaşasından kaynaklanıyor. İnce eleyip sık dokumadan yorumluyorsunuz her şeyi. Sana bu dünyada en iyisinin tek eşlilik olduğu zaten bildiriliyor. Diğerleri sadece izin. Yeter ki sen azma. Bir düşün bakalım kardeşim bu dünyada sana genç kalma ve ölümsüzlük ve şekil değiştirme ve istediğini yapma özgürlüğü verilse ilk düşüneceklerin arasında neler olurdu? Kimse suçu başkasının üzerine atmasın. Bal gibi de ne istediğinizi biliyorsunuz. Önemli olanı atlamamak gerekir. Nefis bencildir. Herkes kendine ister. Yaratılışının gayesi bu amaçtır. Bazı kötülükleri görüp de karşısına geçemeyip suçu başkalarında aramak da nefsin başka marifetlerindendir. Bencildir diyorum ya iyi olan sadece kendisidir. Onun dışında herkesler kötüdür. Kendine kafadar buldu mu da ooooh değmeyin keyfine. Eğer kendi içinde iyi olduğunu hissediyor ve bunu savunuyorsan öncelikle elini taşın altına kendin koyacaksın. Sonra da “bi el atın beyler” deyip yardım isteyeceksin. Birlikte halledilemeyecek zorluk yoktur. Eğer ayak kangren olmuşsa geriye kalanı kurtarmak için kesilir atılır. Evet önceden var olan uzvun artık olmaması ağır bir şeydir. Ancak tek çözüm yolu bu ise bunu yapmak gerekir. Neyin doğru olduğuna karar vermek zor değildir. Zor olan o karar ile yaşayabilmektir. Köprünün başında zalim biri durmuş geleni geçeni aşağı atıyorsa ona müsamaha göstermek doğru bir şey değildir. Karşısında durmak gerekir. Tek kişi karşısında duramıyor olabilir. O zaman çoğalarak durmak gerekir. Kararlı olunduğunda üstesinden gelinemeyecek hiç bir zorluk yoktur. Bu yazı uzayıp gider. Bi dünya örnek ve çeşitlendirme yapılabilir. Her konuya sadece bu nefs muhasebesiyle çözüm getirilebilir. Doğrunun ne gibi bir şey olduğunu ve yanlışın da ne menem bir şey olduğunu herkes biliyor arkadaşlar. Hiç kimsecikler işkembei kübradan sallamasın. Tekrar ediyorum sigara sağlığa zararlıdır. Bırakın şu mereti. Ancak daha onu bırakmaya cür’et edemeyen sen kim, kötülüklerin karşısında durmak kim. Hiç kimse ahkam kesmesin. Dönsün kendisine bi baksın. “Ne halt ediyorum lan ben” diye. Kalın sağlıcakla.”

Alıntı