Bir insanı sevmek onu her şeyi ile kabul etmek aynı zamanda beraberce büyümek demektir. 

Her zaman sevdiklerimiz için doğru şeyler yapamayabiliriz, onları kırabiliriz, yaralarını deşebiliriz, yargılayabiliriz , bazen onlara onları anlamıyormuş gibi hissettirebiliriz. Bu yaptıklarımız onları sevmediğimiz yada anlamadığımızdan kaynaklanmaz. Değer verdiğimiz kişiyi daha iyi görme çabamızın eylemlerindeki cahilliğimizden kaynaklanır. Evet çok güzel sevedebiliriz, ama hepimiz hayat yolunda bazı şeylerin cahiliyiz. Eylemlerimizin kalitesini güzelleştirende ilk başta yaptığımız hatalar ve bu yolla öğrendiğimiz tecrübelerdir. Dünyada milyarlarca insanın her biri birbirinden farklıdır. Her ne kadar bazı noktalarda benzerlikler göstersekte her birimiz benzersiz varlıklarız. Ve bu beraberinde sevme sevilme biçimlerimizinde farklı olmasını meydana getiriyor. Bu yüzdendir yapılan hatalar; sevdiklerimizi kırmamız onları istemeden kendimizden uzaklaştırmamız ve devam etmeye dair korkularımız… 

Korkular, bu dünyanın başa çıkmamız gereken en önemli unsurları, ama bizi aslında mutluluğa da götüren onları aşmaya gösterdiğimiz gayret ve cesaretimiz. Birilerini sevmekten de korkarız, ya severde sevilmezsek ya çok emek veripte sonra hayal kırıklığı yaşarsak diye. Bunları tanımlayan bir fobi ismimizde mevcut “filofobi”. Aşık olma korkusu bir diğer ismiyle.Bu fobi genelde potansiyel bir aşk partneriyle bir bağlantı kurma korkusuyla başlar ama şiddetli biçiminde, kişinin arkadaşları, ailesi ve başka kişilerden kaçınmasına neden olabilir. Başlangıcında, hoşlandığı bir kişiyle bir araya gelme kaygısı hissedebilir. Kalbi daha hızlı veya düzensiz atmaya başlayabilir ve midesi bozulabilir. Durumdan kaçma dürtüsü hissedebilir. Bunlar geçmişte yaşadığı ilişkilerden de kaynaklanabilir ama nedeni tamamiyle kişiye özel olmaktadır. Bu korku farkında olmadan herkesin içinde bir miktar vardır. Önemli olan o korkuya hapis mi olacağız yoksa o korku dağını aşıp engin sevgi denizlerine mi ulaşacağız. 

Ben hayatta çok hatalar yaptım, bir çoğuda korkularımı aşamamamdandı. Sonra ne oldu peki korkularımı aşmayı seçtim. Bunu ben yaptım ben seçtim. Bir çok kişi “korkularını yenmelisin” dedi. Birilerinin bunu demesi zamanında beni harekete geçirmedi yada geçirmemi sağlayacak etrafımda insanlara sahip değildim yada şöyle diyeyim bana bunu güzelce anlatabilecek insanlara. Ama sonra farkında olmadan bu insanlar var oldu yada var olanlar artık anlatabildiler, bazıları hayatımda bile değildi ama onları örnek almayı cesur olmayı seçtim. Ve hayatım güzelleşti, özelleşti. Yeni bir ben var oldu daha cesur yaşamayı, gelişmeyi değişmeyi,sevmeyi de sevilmeyi de korkusuzca kabul eden bir ben .Ve bu ben hatalar yapmıyor mu yapıyor ama öğreniyor da; işinde, hayatında, sevdiği değer verdiği insanları nasıl daha güzel sevebileceğini öğreniyor ve şekil değiştiriyor gelişiyor. Değişim her insanı korkutur ama “bazı değişimler insana ve sevdiklerine iyi gelir” bunu bir öğreti olarak hayatına kattığında da hayatın güzellikleri bizi karşılamaya başlıyor. 

İnsan sevdiğini hep iyi görmek ister ve bunun için çaba sarf eder. Ama bu demek değildir ki onun üzüntülü günlerinde yanında olmayacak, onu dinlemeyecek, onun ihtiyaçlarını gözetmeyecek. Tüm bunların içerisinde de bütün varlığıyla olmak ister ama isterki sevdiği ona yol göstersin, beraberce aşabilmeleri için nasıl yolu yürümeleri gerektiğini ona öğretsin, çünkü herkes farklı şekillerde aşar bu durumları ve bunu karşı tarafın net bir şekilde bilmesi gerekir, yanlış yaptığı varsa söylensin, söylensin ki beraberce sohbet edebilebilsin, ihtiyaç duyduğu her an sevdiğinin yanında olunabilsin. Ancak böyle böyle bu durumları beraber atlatabilirler. İlişki dediğimiz kavram iki kişiliktir. Her türlü duygu beraberce yaşanıp eğer aşılması gereken bir şeyse de beraberce aşılabilir.

Yaşamda çok değişk ilişki çeşitleri vardır. Bir şekilde herkes ruh ikizini arar hayatta, bunu bulmakta herkese nasip olmaz, ama bir çeşidi daha vardır işte o çok nadir olur bu hayatta oda “ikiz alev” dir. Diğer bir deyişle “ayna ruh” , kişinin diğer yarısı olduğu düşünülen biriyle yoğun bir ruh bağlantısıdır. “Yunan mitolojisine göre insanlar esasen dört kol, dört bacak ve iki başlı bir kafa ile yaratılmışlardır. Güçlerinden korkan Zeus, onları iki parçaya ayırdı ve hayatlarını diğer yarılarını aramak için harcamaya mahkum etti.”. Buradaki ifade ruh izinden çok ayna ruhu tanımlayan bir yapıya sahip. Tek ruh iki bedene ayrılmıştır. Ve onla karşılaştığında bilirki o yabancı değil kendisinden bir parça, çok hızlı bir şekilde birbirleriyle bağlanırlar yoğun duygular hissedelerler.Bu ilişkilerin, gizemli, kozmik, fazlasıyla arzu edilen, ruhu yükselten ve oldukça zorlayıcı olduğu söylenir. 

*Bu ilişki tipinin işaret eden durumlara baktığımızda ;

Tanıştığınızda anda tanıyormuş hissine kapılırsınız
-Çok benziyorsunuz
-Birbirinizi tamamlıyorsunuz
-Güvensizlikleriniz ve şüpheleriniz artıyor
-Manyetik çekim oluşur
-İlişki çalkantılı olur
-İlişki çok yoğun olur
-Tekrar bir araya gelmeye devam edersiniz
-Bağlantınız kader gibi bir his
-Neredeyse psişik bir bağlantınız var
-Sizi daha iyi olmaya ve daha iyisini yapmaya zorlarlar

Bu gibi durumlar gözlemlenir.  Dışardan bakıldığında maddelerin bir kısmı için ne kadarda zor bir ilişki denebilir. Ama aslen kendinin bir parçası olarak gördüğün diğer yarınla beraber senin büyüdüğün geliştiğin olgunlaştığın ve sahip olunabilecek en özel duruma sahip olduğun bir ilişki çeşididir. Bende galiba bunu buldum, şu an bir yoldayım ve sanki o yol buna benziyor. Belki biraz zorlayıcı ama onunla olunca insanı evinde gibi hissettiriyor. Sonunda evine vardıktan sonra her yol güzeldir. Umarım birbiri için özel olan bütün insanlarda ikiz alevini ve kendilerince güzel, özel bir mutluluğu bulurlar. 

Bazen ilişkilerde elimizden geleni yaparız, bazende elimizden gelebilen hiç bir şey yoktur, bizde kalbimizden geleni yaparız ve “severiz” o kadar … O, bir şekil her şeyi yoluna koyar zamanla, yavaş yavaş…

* Yukarıdaki maddelere daha ayrıntılı bakmak için İkiz alev nedir? İkiz alevinizi bulduğunuzu gösteren 11 işaret (elele.com.tr) sitesini ziyaret edebilirsiniz.