Sevgiline sadakat mi yoksa kendi sevgine mi sadakatin? 

Bazen hayatta bazı insanlarla yollarımız kesişir. Severiz hatta belki bir süre seviliriz de ama sonra bir şey olur ne olduğunu anlamayız. 

Daha da tuhafı sevilir miyiz sevilmez miyiz anlamadığımız versiyonlar yaşarız.

Çok yakından tanıdığım birinin 4 yıllık süreçte yaşadığı ilişkide de buna benzer bir durum mevcuttu. Tanıdığım kişi erkekti. Yaşadığının ne olduğuna bir türlü anlayamıyordu. Kız geçirdikleri günün birinde çok sıcakken, onunla olmaktan keyif aldığını yansıtırken diğer gün sanki hiç arkadaş bile değilmiş gibi davranıyormuş. Bu bazen bir hafta iyi iki hafta kötü, bazen iki hafta iyi bir hafta kötü şeklinde uzun süre devam etmiş. Defalarca ayrılıp barışmışlar. Ayrıyken bile erkek tarafı kız tarafını savunmuş, korumuş ve desteklemiş. Erkek tarafı güzel sevmenin bir örneği olurken kız tarafı dengesiz bir şekilde davranıp ilişkiyi sabote etmeye devam etmiş. Erkek tarafı kendi duygularına sadık kalma düşüncesinden dolayı ilişkinin devam etmesi yönünde gayret göstermeyi sürdürmüş. Lisede aynı sınıfa gittiği bu kızla üniversitede de aynı şehre, aynı bölüme ve aynı sınıfa gitmesi garip bir denk geliş olmuş. Bu denk geliş aslında erkek tarafının kız tarafını ilişkide yaşanan tüm dalgalanmalara rağmen ders çalıştırmaya devam etmesiyle olmuş. Üniversitenin başlangıcında ise kız tarafı içtenlikle ilişkinin içinde olduğu ilk haftadan sonraki haftada yeniden ilişkiyi sabote eder bir hale bürünmüş. İşte o anda erkek tarafı için her şey değişmiş.  

Erkek tarafı iki senenin sonunda sürdürdüğü tüm çabanın kendisi için “Yanlışı doğru etme çabası” olduğunu fark etmiş. Ayrıca kendisine olan saygısından ve sevgisinden dolayı daha iyi birini ve daha iyi bir ilişkiyi hak ettiğinin bilincinde hem zihninde hem de kalbinde ilişkiyi bitirmiş. Sonraki iki sene boyunca da kız tarafı erkek tarafına yanaşmaya çalışıp yeniden ilişkiyi başlatmaya çalışsa da erkek tarafı buna izin vermemiş. Çünkü ‘’Yanlış kişiye sadık olmaktansa güzel sevmeye sadık olmanın’’ hayatın en önemli gerçeklerinden biri olduğunu kabul etmiş. Kabul ettiği bu gerçekliği de kendi hayatının yapı taşlarından biri haline getirmiş.

İlişkinin içerisinde olamayan bir insan değildi demişti kız arkadaşı için, ama iki farklı versiyonu vardı. Bazen birini bazen diğerini seçiyordu. Biri sevmeyi de göstermeyi de bilen hali diğeri ise sevmeyi de göstermeyi de bilmesine rağmen bunları yapmamayı tercih eden biriydi. Onun bu konuyla ilgili bir ifadesi vardı: “Sanki iki tane insan tanıdım. Ama iki insanın da bir olduğunu anladım. “ Bu ifade benim gerçekliğimle de uyumluydu. 

Aslında bu ikimizin hem ayrı hem ortak hikayesiydi.İkimizde benzer sevmiştik. Benzer şekilde değer vermiştik. Doğru kişiler demiştik. Hayatımızın sonuna kadar beraber olabileceğimize inanmıştık onlarla. Bunun için emek verdik; onlara, davranışlarına, bize yapıp yapmadıklarına bakmaksızın, kendi sevgimize saygımızdan, kendi sevgimize sadakatimizden hep geri döndük sevmeye onlarla iyi bir geleceğimiz olacağına olan inancımıza. 

Onun kız arkadaşı da hiç anlamadı onu. Onun ne kadar değerli olduğunu, erkek arkadaşının varlığının onun için ne kadar değerli önemli bir şey olduğunu; hayatının daha iyi olmasında nasılda kıymetli bir role sahip olduğunu. Anlamadı, ta ki; erkek arkadaşının; onun hayatında olmamayı seçmesine, bu dengesizliğin artık bitmesi gerektiğini kabullenmesine, kendisinin değerini yok ettiğini fark etmesine kadar. Sonrası ise malum. 
Bende benzer bir süreçten benzer bir ilişkiden geçtim. Hayatta iki farklı insan olmayı seçen ve ne yazık ki ilki sevmeyi bilen haliyle var olmak yerine, sevmeyi bilmediğini bu durumun içerisinde var olamadığını kendine kabul ettiren ve bu kişi olmayı seçen biriyle bir ilişkide var oldum. Çok benzer hikayeler yaşadık arkadaşımla onun önceden yaşadıklarını bugünlerde anlar haldeyim. Her tesadüf (tevafuk bu kardeş tevafuk dediklerimiz), yüzümüzü güldüren her an, her güzel şey, birinci haliyle beraber anlamlıydı ve güzeldi. İkimiz için de güzel anlar var olmasını sağladı, bu hali…

Bir ikinci kişi olmasaydı belki aramızda, daha güzel günler var olabilirdi belki hayatımızda.

“Yanlış kişiye sevgide sadakat, kendine ihanettir. 

Güzel sevmeye sadık olmak ise gerçek aşka davettir.”